Onur Orhan yazdı: Bir İmha Mekânı Olarak Hayat

1. Bir canlının “bomba” olması ne demektir? Ölümün, mekân olarak hayatı seçmesi ya da hayatın ölümü çıkış ya da varış yolu olarak görmesinin anlamı nedir ya da bunun gerçekten bir “anlamı” var mıdır?   

2. Ama zaten ölüm, hep hayatın içinde, dibinde, kıyısında, ensesinde, yöresinde olduğuna göre bakışlarımızı gözlerimizi kamaştıran tekil hayatlarımızdan çekip tümel olana diktiğimizde onun, ölümün, bizzatihi hayatın mekânında gerçekleştiğini söyleyemez miyiz? Bu hâliyle hayatın kendisinin hem var etme hem yok etme mekânı olduğu açık değil midir? Değil mi ki, sadece ömrümüz bittiği için değil, hep bir şeylerin uğruna ölürüz; mesela bir sonraki kuşağa yer açmak ve hayatı yenilemek için.

3. Ölüm kendiliğinden geldiğinde bizi üzer ama dehşete düşürmez, kanımızı dondurmaz; ecel deriz ve ölümü ilahi bir kudrete inanıyorsak onun verdiği vadenin dolmuş olmasına, inanmıyorsak maddenin kendisinin tükenişine yorarız. Hastalığın pençesinde mağlup düşen canlının, kazada ölen tanıdığın ardından yas tutar ancak onun iradesinin dışında gerçekleşmiş bu ölüme çok da kafa yormayız. Çünkü biliriz, ölüm vardır!

4. Buna karşılık “intihar bombacısı” bizde benzersiz bir korku yaratır. Hayatın olağan akışına ters bir şey vardır burada. Ne ilahi kudret devrededir, ne de madde kendi kendine tükenmiş gibidir, bir irade; şöyle ya da böyle, sakat ya da değil, devreye girmiş yaşayan artık ölümü seçmiştir. Bunun ne denli özgür bir seçim olduğunu bir yana bırakalım, iradenin hayatını ölüme yönlendirdiği muhakkaktır…

Yazının devamını yeni Harman’ın Ağustos sayısında okuyabilirsiniz