Merhaba derken…

Bu merhabamızı ezbere bilinen bir distopya örneği üzerinden perçinleyelim.

Yarım akıllı kralı, “sadece akıllıların görebileceği bir elbise diktiği” yalanını söyleyerek çıplak bırakan terzi, “Kandırıldım” diyor. Terzinin suçu attığı Cenevizli katil korsanları zaten daha çok kazanmak uğruna imparatorluğun önemli noktalarına yerleştiren kral, çıplaklığı ortaya çıkınca yalancı bir şaşkınlık yaşıyor. Ülke halkı, kralın donla halk içine çıkan halini umursamadan “Bu Cenevizli korsanların Allah bin belasını versin” diyor.  El netice: Ortada çıplak bir kral, onu çok kazanmak uğruna çıplak bırakan terzi, o terzinin dokuduğu hayali kumaşı taşıyan korsanlar ve bu çıplaklığı bir türlü gör(e)meyen bir topluluk var…

O toplulukta, kral bu kıyafet cüretkarlığına girerken kazandığının neredeyse hepsini kraliyete veren demirci de var, Cenevizlilerle savaştığı için tutuklanan piyadenin annesi de…

Bilindiği üzere “Anne bak kral çıplak” diyen bücürük de orada. Az daha büyüse zaten Cenevizli katillerin kraldan bizzat aldığı KPSS cevapları yüzünden işsiz kalacak ve ne giyiniği seçecek aklı, ne de çıplağı… Ama deyivermiş bir kere gerçeği…

İşte biz o çocuğun kalabalıktaki ilk şaşkın çığlığı olmak için varız, biz onun ağzını kapatırken kralın hakikaten de anadan üryan açıkta olduğunu bir an olsun fark eden annenin ümidiyle merhaba diyoruz, bu gerçek ortaya çıktığında “Beni bu terzi kandırdı, onu da Cenevizliler kandırmış” diyen krala, o devasa kalabalığın “Ulan o terziye o parayı ben mi verdim, Cenevizlilerle bizim vergilerimizle anlaşma yapan kimdi” diyecek kalabalığın umuduyla varız.

Biz kim miyiz? Hayır, “Kral çıplak!” diyen çocuk değil, ertesi gün saman topaklarının rüzgarla savrulduğu aynı meydanda hınzırca “Yazıyoooor” diyen o çocuğuz. Çünkü “Kral çıplak” diyen çocuğun ağzını artık sadece annesi kapatmıyor. Kralın adamları, yalakaları, kraldan çok kralcılar ve Cenevizli korsanların tümü o çocuğun ağzını kapatmaya çalışıyor! Birilerinin inadına “Anne bak kral çıplak” demesi, birilerinin de bunu hemen ertesi gün “Yazıyooooor” nidalarıyla duyurması lazım.

Yeni Harman ile bu yüzden tekrar merhaba dedik. Kralın çıplaklığını gören, görmek isteyen, duyuran ve açıklayanların buluştuğu bir mecra olsun diye. Gerçeğin kendisi devrimcidir diye… Tarih yalanları ortaya çıkarıp rezil eder ama gerçekleri iç müzesinde barındırır diye….

Siyasal koşullarla gerçekten ve haberden koparılmaya çalışan tüm mesteklaşlarımıza çağrımızdır: Burası, kralın çıplak olduğunu kanıtlarıyla söyleyebilecek herkese ve duymaktan korkmayan tüm okurlara açıktır.

“Bizi yazan yok ki” diyen muhalifler ile “Yazacak bir yer kalmadı ki” diye dövünen gazetecilerin bir evi, kralın çıplaklığından ve bu çıplaklığın nedenlerinden korkmayacak insanların ziyarethanesi olma umudundayız.

Seni ve arkadaşlarını da burada görmekten gurur duyarız. Çünkü kralın çıplaklığını görmeden, gerçeği giydiremeyiz. Hakikatin sıradanlaşmasına bizim kadar bozuluyorsan aramıza hoş geldin.

 

NOT: Elinde tutmuş olduğun bu dergi, iktidarın eski ortağının darbe girişimi ve OHAL ilanı gibi can alıcı sebeplerle 2 kez içerik değiştirmiş ve rötara uğramıştır sevgili okur. Bu bir merhaba sayısıdır. Darbe girişiminden sonra oluşan garip atmosfere ve OHAL’e rağmen çıkarttığımız bu sayı, derginin eski okurlarının alışık olduğu gündem dışı haber ve röportajlar ile muzip dosyalardan biraz uzak olsa da, gündem dolayısıyla ıskaladığımız bu uzaklığı, sonraki sayılarda telafi etme muradındayız. İyi okumalar.