Doç. Dr. Kıvanç Ersoy yazdı: Devrime adanmış bir yaşam: Evariste Galois

Metris ve Silivri Cezaevleri’ndeki kısa konukluğumuzda bizleri ziyarete gelen pek çok avukat benim cezaevinde olmamı biraz garipsiyordu. Açıkça söylüyorlardı, “cezaevinde bir matematikçi” hiç görmemişlerdi.  Akademiden birileri cezaevine girecekse bunun olsa olsa sosyal bilimci arkadaşlarımız olacağı gibi bir yanılsamaları vardı. “Biz sosyal bilimci değil, sosyalist-bilimciyiz” dediysem de dinletemedim.

Aslında bir dereceye kadar haklılardı: Behice Boran’lar, İsmail Beşikçi’ler, Fikret Başkaya’lar tabii ki sosyal-bilimciydi. Ama diğer yandan, sosyal bilimleri halbelkader YÖK’ün üniversitelerinde tedris etmiş olmak kişiyi asla ve kat’a sosyalist yapmayacağı gibi, “sosyalist-bilimci” olanlar, yani sosyalist ve bilimci olanlar da olabilirdi.  Ulaş Bardakçı fizik okuyordu, İbrahim Kaypakkaya öğretmenlik. Hikmet Kıvılcımlı doktordu.  Rosa Luxemburg matematik okurken son anda hukukta karar kılmıştı. Avrupa’da o dönem kadınların matematik yapması yasaktı, bu öyle katı bir yasaktı ki, büyük matematikçi Emmy Noether kendine bir erkek ismi seçerek ilk yayınlarını mektupla Gauss’a göndermişti. Daha sonra gerçek kimliğini açıkladığında Gauss ona asla kimseye kadın olduğunu söylememesini, erkek ismiyle yazmaya devam etmesini tavsiye etmişti! Florence Nightingale matematikçi olarak çalışamayınca hemşirelik mesleğinin kurucusu olmuştu, Rosa da hukuk eğitimine geçiş yapmış, sonra da yirminci yüzyılın en büyük devrimcilerinden olmuştu.  Başa dönersek, matematikçi olmak ya da matematik okumak devrimci olmaya tabii ki engel değildi.

Bunları çok anlatamadım, zaten cezaevindeydik.  Hem içerdeyken hem çıktıktan sonra “Peki hücrenizin hacmini hesapladınız mı” gibi sorulara gülüp geçtim. Ne de olsa daha önce matematikçi görmemiş olabilirlerdi. Matematikçi denen canlı türü toplum içinde fazla görülen birşey değildi. Ne yer ne içer ne tür işlerle uğraşır pek bilinmezdi. Bilinmemesi de normaldi. Hazır bilinmiyorken en iyi örnek üzerinden anlatma fırsatımız var matematikçileri.  Evet, bugün o yüzden mesleğimizin yüz akından bahsedeceğim. Hangi meslek dalında 20 yaşında düelloda öldüğü halde tarihe geçecek teorik katkılar yapan biri vardır başka? Üstelik de devrimci…

Yazının devamını yeni Harman’ın Ağustos sayısında okuyabilirsiniz