Barış Pehlivan yazdı: 15 Temmuz’da “MFG” ve “BSN” şifresi

Adı: Tayfun Uzbay.

1982’de Eczacı Teğmen olarak İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu.

Ertesi yıl Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) stajyer eğitimini tamamladı.

Amerika ve İtalya’dan burslar kazanarak yurtdışında çalışmalar yürüttü.

Oralardan iş teklifleri almasına rağmen geri döndü. Zira, ülkesinde çalışmak istiyor, Türkiye’de bilimin gelişmesine katkıda bulunmayı arzuluyordu.

2002 yılında albay, 2003 yılında profesör ünvanını aldı.

GATA Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı’ydı.

Bilimsel performansıyla GATA’da birinci sıradaydı.

25 MİLYAR DOLARLIK SEKTÖRE ÇOMAK

Daha gençlik yıllarında, şizofreni üzerine çalışarak Nobel Ödülü almayı hayal ediyordu. Bu rüyasını gerçekleştirmek için tüm hayatını bilime adadı. Çalışmaları uluslararası bilimsel arenada dikkatle takip ediliyordu. 

Şizofreni hastalığının oluşumu, tanısı ve tedavisine yönelik ilaç adayı üç molekülün incelemeli patentini aldı. Bu alandaki araştırmaları TSK tarafından “Yeni Buluşlar Şerit Rozeti” ve “Karargâh Üstün Hizmet Ödülü” ile ödüllendirildi.

Özetle, beyindeki nörokimyasallardan olan agmatinin fazlalığının şizofreniye yol açtığını tespit etti. Ve mevcut tedavilerde kullanılan ilaçların buna çare olmadığını kanıtladı.

Evet, GATA’da yetişmiş bir bilim adamı tüm dünyadaki on milyonlarca şizofreni hastasına umut olacaktı.

Yabancı ilaç şirketleri hem formulü istedi, hem de bu keşiften çok rahatsız oldu.

Zira 25 milyar dolarlık bir sektöre çomak sokuyordu.

Cemaat’in ilaç firmaları da peşine düştü.

TUTUKLAMA VE TASFİYE

Sonra ne mi oldu?

Bu çok önemli buluşunu kamuoyuna duyurmasıyla birlikte başı derde girmeye başladı.

Medyada, Tayfun Uzbay’ın adı da kullanılarak şu satırların yer aldığı bir “haber” çıktı: 

“Agmatin paranoid etkilerinden dolayı, tetikçiler üzerinde, Hrant Dink, Zirve Yayınevi çalışanları, Üzeyir Garih ve hatta Danıştay katili Alparslan Arslan gibi kişilere yönelik şüphe, öfke ve şiddet eğilimi oluştururken kullanılmış olabilir mi?”

Bir şeylerin habercisiydi bu satırlar…

Öyle de oldu.

13 Haziran 2012’de İzmir “Askeri Casusluk” soruşturması kapsamında tutuklandı, cezaevine kondu.

Yazının devamını yeni Harman’ın Ağustos sayısında okuyabilirsiniz